
Camus'nün, Yabancı ve Veba'nın yanında ilk akla gelen üçüncü anlatısıdır
Düşüş. 1956 da yazdığı bu eser bir yıl sonra ona Nobel Edebiyat ödülünü
kazandırdı.
"Size hizmetlerimi sunabilir miyim, bayım, canınızı sıkmadan? Korkarım ki bu kuruluşun kaderini elinde tutan saygıdeğer gorille anlaşmayı bilmiyorsunuz. Gerçekten de Hollanda dilinden başka dil bilmez o. Siz davanızı savunmak için bana izin vermedikçe, sizin ardıç rakısı istediğinizi anlamayacaktır..."
Bir Amsterdam barında kibarca karşımıza çıkan eski avukat Jean-Baptiste
Clamence, yaklaşık 100 sayfa boyunca bize eşlik ediyor. Sözünü kesmiyoruz, dinliyoruz. Geç saatlerde yolumuz ayrılsa da ertesi gün buluşuyoruz tekrar, ve dinliyoruz. Rastgele konular açılıyor, politika, görgü, kadınlar... Dedikodu bile yapıyoruz. Suya sabuna dokunmadan konuşuyoruz arkadaşımızla, muhabbet ediyoruz. Rastgele... Ne yazık, bilinçaltı buyurur ki, beyin asla rastgele bir düşünce üretemesin!
Az önce dedim ya, ne anlattığına karışmadan dinliyoruz bu beyfendiyi, ancak kitap ilerledikçe daha fazla şeye tanık oluyoruz. İşte Albert Camus hümanizmi de burada ortaya çıkıyor. Tam bizi ilgilendirmeyen şeyleri dinlemeye alışmışken, insanlığın doğası bir tokat gibi çarpıyor yüzümüzde. Hayatımız boyunca anlamlandırdığımız şeyler veya nedenler, sebepler üzerine olmaktan çok uzak... Niteliklerini ve başardıklarını gözardı edince bireyden geriye kalanın ne kadar samimiyetsiz olduğuna dair çok açıksözlü bir eser.
"Belki de yaşamı yeterince sevmiyor muyuz? Duygularımızı yalnız ölümün uyandırdığına dikkat ettiniz mi? Bizden yeni ayrılmış dostlarımızı ne kadar severiz, değil mi? Ağızları toprakla dolup hiç konuşmaz olmuş hocalarımıza ne kadar hayranızdır! (...) Ama biliyor musunuz niçin ölülere karşı hep daha dürüst ve daha cömertizdir? Özgür bırakır bizi onlar, zamanımızı rahatça kullanabiliriz, saygıyı boş zamanlarımızda kokteylle sevimli bir metres arasına koyabiliriz..."
1 comment:
merhabalar
sitenizin tasarımını çok beğendim, renkler çok uyumlu olmuş
ayrıca yazılar da çok güzel olmuş
mesela ben de yorumda bulunmak istiyorum
kendini kurtarmak hakkında demişsiniz.
ben de şunları söylemek isterim:
mesela artık sağ sol kalmadı herşey paraya bakıyor herkes KENDİNİ KURTARMANIN derdinde. eskiden insanlar almanyaya işçi olarak giderlerdi. köylerinde de "gitti de KENDİNİ KURTARDI" derlerdi. şimdi öyle demiyorlar. "özel sektöre girdi KENDİNİ KURTARDI" diyorlar. ben de kendimi kurtarmak istiyorum. hayırlı mutlu başarılar
Post a Comment