Sunday, November 18, 2007

Korkuyla "Korkuyu Beklerken" alınan notlar

Her ne kadar sadece alıntılar sayfası olarak başlamış olsak da, sanırım alıntı yaptığımız kitaplar üzerine bir iki cümle de olsa söylemeden duramıyoruz ve alıntılarımız gittikçe tanıtım-incelemeye doğru kayıyor.

"Korkuyu Beklerken" adı altında Oğuz Atay'ın bütün hikayeleri toplanmış durumda. Genelde bir yazarın bütün ya da seçilmiş hikayelerinden oluşan kitaplarında olduğu gibi burada da kitaba ismini veren içerisindeki hikayelerden birisi. İçerisinde sırasıyla, Beyaz Mantolu Adam, Unutulan, Korkuyu Beklerken, Bir Mektup, Ne Evet Ne Hayır, Tahta At, Babama Mektup, Demiryolu Hikayecileri isimli hikayelerini barındırmakta. (Cisimler, kavramlar üzerine nesne-özne ilişkisi yüklemek niye?) Hikayelerin ana karakterleri, yine toplum-dışı; dışlanmış, yalnız, izole, yine "onlar" a karşı, yine kendileriyle hesaplaşıyor ya da kendileri üzerinden başkalarıyla, yine kendilerini eleştiriyor hatta yeriyor, içsesleri yine iç-alaya dönüyor. (Hikayelerin hepsinden birer birer bahsetmemek için kendimi zor tutuyorum ve yeni paragrafa geçiyorum.)

Alıntılarım, Korkuyu Beklerken ve Babama Mektup hikayelerinden. Bu sekiz hikaye arasından sadece alıntıları sadece ikisiyle sınırlamam, bir yandan kitabın tadını kaçırmamak istememem, bir yandan alıntıları bağlamından koparmaktan her zaman çekiniyor olmamdır. Artık ben susuyorum, Oğuz Atay'ın kalemi konuşuyor. (Buraya yazdığım her cümleyle, bir tercih yapıyorum, kesiyorum, kırpıyorum, ama yazanın adını anarak sorumluluğu da ona bırakıyorum. İkiyüzlülük.)

"…Belki de ölürdüm. Belki de ölmemek için, hiçbir işin sonuna kadar gitmiyordum. Böyle küçük çalışmaların üst üste eklenmesiyle doluyordu zaman. Ben de kelimeleri birbirine yapıştırarak yaratıyordum zamanı. (Bunu nerede okumuştum acaba? Ne yapayım? Aklıma gelenlerin içinde hangilerini okumadığımı bulmak için her şeyi okumaya girişemezdim ya?) Korkuyu Beklerken, Sayfa 63

"…Geçmişimi pek iyi bilemiyordum, bu insanları belli belirsiz hayal edebiliyordum; fakat, bir noktayı çok iyi biliyordum: Onlar bu olayı da değerlendirmesini bilmişler, gerçekten korkmuş gerçekten acı çekmişlerdi; gerçekten çaresiz ve yalnız kalmışlardı. Ben ucuz bir romandım. Hayır, kötü edebiyatın bile bir gerçekliği vardı: Can sıkıcı taklitçilikleri bile benden gerçekti. Ben yoktum; hatta ben yokum, olmadım diyemeyecek bir yerdeydi; kelimeler bile yan yana gelerek beni tanımlamak istemezlerdi. Ne olurdu benim de kelimelerim olsaydı; bana ait bir cümle, bir düşünce olsaydı. Binlerce yıldır söylenen milyonlarca sözden hiç olmazsa biri, beni içine alsaydı! Çok insan için söylendi ama, sana da uygulanabilir denilseydi.(Bu sözleri başkalarıyla paylaşmaya razıydım. Başka çarem yoktu.) Kendime gerçekten acıyabilseydim, gerçekten ümitsiz olsaydım. (Olumlu durumları aklıma getirmeye cesaretim yoktu.) Sonra yavaş yavaş, adım adım doğrulurdum." Korkuyu Beklerken, Sayfa 67

"Her şeye yeniden başlamak artık bana çok zor geldiği için evlenmeye kesin olarak karar verdim. Evlenme uykusuna yatmış bir iki genç kız uyandırıldı bu nedenle. Henüz uyku sersemliğini üzerinden atamadığından olacak, ilk tanıştığım kızla ilişki kurulamadı. Fakat ikincisinde durumu ben kavradım ve evdekilere karar verdiğimi bildirdim." Korkuyu Beklerken, Sayfa 97

"Çaresizlik yüzünden birçok şeyin anlamı kayboluyor. Sen olmadıktan sonra sana yazılan mektup ne işe yarar? Fakat ben artık bir meslek adamı oldum babacığım. Yakın çevremde seninle ilgili bir hatıramı anlattığım zaman, “Ne güzel,” diyorlar, “Bunu bir yerde kullansana.” Onun için, çok özür dilerim sevgili babacığım, seni de bir yerde, meselâ bu mektupta kullanmak zorundayım." Babama Mektup, Sayfa 172

"…Ayrıca insanın evrendeki yeri konusunda da düşüncelere daldığını sanmıyorum. Fakat -bu söylediğim gerçekten gerçek babacığım- ben bütün bunları düşündüğüm halde yerimi bulamadım. Beni daha iyi yetiştirseydin, meselâ ne bileyim yabancı ülkelere filan gönderseydin, bugünkünden daha esaslı olmasam da, kendimi ifade ve eşya ile münasebetimi tayin ve kâinattaki yerimi tespit gibi hususlarda daha becerikli olurdum." Babama Mektup, Sayfa 175

(Alıntıların ardından belirtilen sayfa numaraları, İletişim Yayınları, Oğuz Atay Bütün Eserleri 4: Korkuyu Beklerken baskısına uygun olarak verilmiştir.)

No comments: